18 Ekim 2015 Pazar

Türkçülüğe Karşı Alçak Saldırılar

Türkçülük yükselen bir fikir olduğu için bir takım vatan hainlerinin alçak saldırışlarına, aslı astarı bulunmayan iftiralarına maruz kalmaktadır.

Bugün köşe başlarını tutmuş, önemli gazetelerde yazan sözde yazar bozuntuları başta Türkçülerin yolbaşçısı Nihal Atsız olmak üzere bazı ileri gelen Türkçülere yalan ifadelerle saldırmakta, kutlu bir amaca hizmet eden davayı akıllarınca küçük düşürüp yıpratmaya çalışmaktadır.

Bu meczupların ortak yalanlarından biri Nihal Atsız'ın kafatası ölçümü yaptığı, çıkan sonuçlara bir takım hesaplamalar yaparak kişinin yüzde kaç Türk olduğunu bulduğu yalanıdır. Böylesine aşağılık bir iftirayla Nihal Atsız'ın itibarsızlaştırılması amaçlanmaktadır. Bu iftiraya Atsız Beğ'in oğlu Yağmur Atsız bir köşe yazısında bunun mizahi amaçla -dost meclisinde- eğlenmek için yapıldığını, hiçbir ciddiyetinin olmadığı cevabını vermiştir. Atsız Beğ de Türkçülerin kafatasçı olmadığını birçok kez yazmıştır.

Bunlardan bazıları; "...Türkçü kelimesi bugün birçoklarını ürkütüp tedirgin etmektedir. Bunun altında bir nazizm, diktatörlük, kafatasçılık heyulaları(korkunç hayal) görmektedirler.
Türkçülük kelimesinin bu korkunç hale getirilmesinde yerli Moskofçuların rolü büyük olmuştur." ve “...Irkçılık bir takım şarlatan maskaraların ileri sürdüğü gibi kafa ölçmek, kan tahlil etmek, yedi ata saymakla ilgili değildir. Irkçılık kan ve ırka dayanmakla beraber Türklük şuurunda olmak, başka hiçbir ırkın şuuruna sahip çıkmamak davasıdır.” sözleridir.

Yine asılsız bir iddia da (iftira), Türkçülerin soyca Türk olmayan Mehmet Akif'i benimsemediği ve Ziya Gökalp'in Türk olmadığı zırvalarıdır. Bu 2 iftiraya yine onların yazdıklarıyla cevap vermek daha doğru olacaktır.

H. Nihal Atsız Türk tanımını yaparken; "...Türkler, Türk soyundan gelenlerle Türk soyundan gelmişler kadar Türkleşip kendini o soya bağlayan ve beyninde hiçbir yabancı ırk düşüncesi bulunmayan fertlerin topluluğudur." ve "...En büyük Türkler’den birisi olan Yıldırım Beyazıd’ın anası Türk değildir. Hangi Türkçü onu Türklük kadrosundan çıkarmıştır veya çıkarabilir? İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif’in babası Arnavut olduğu halde hangi Türkçü Mehmet Akif için Türk değildir demiştir? Mesele Yıldırım Beyazıd veya Mehmet Akif kadar Türk olabilmektir.” diye de eklemiştir. Ziya Gökalp ise kendisinin Türk olmadığını iddia eden Ali Kemal'e;
"Türklük, hem mefkurem, hem de kanımdır
Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!
Türklük hadimine* 'Türk değil!' diyen
Soyca Türk olsa da 'piçtir', Türk değil!" dizeleriyle ibretlik bir cevap vermiştir.
(*Türklük hadimi: Türklüğe hizmet eden)

Bütün bunlara rağmen Moskofçuların hâlâ alçak iftiralarına devam etmesi ne denli aşağılık bir zihniyete sahip olduklarının ve şeref, haysiyet gibi kavramların kendilerinde bulunmadığının göstergesidir...

Bu iftiraları atan yazar bozuntularından birisi "En büyük hayalim sınırların olmadığı bir dünya." deme gafletinde bulunacak ve hain olduğunu da "Sırf özerklik ilan etti diye bir belediye başkanının tutuklanmasına sessiz kalamayız." sözleriyle tasdik edecektir. Bir diğeri ise 2007 tarihinde yazdığı; "Kim daha iyi Türk gelin kafatasınızı ölçelim" başlıklı yazısında, -kendi ağzından söyleyemediği için- bir takım zırvaları kaynak göstererek "Nihal Atsız dönmedir" diyerek alçaklığın son demlerine vuracaktır. Aynı yazar bozuntusu "İnsanların kanı, boyu, saçı, gözü ve burnunda "bir şeyler" aramak ilkelliktir." diyerek antropoloji bilimini inkar edecek ve dolaylı yoldan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Başbuğ Atatürk'ü ilkellikle suçlayacaktır, zira Türkiye'deki ilk antropolojik araştırmaları Atatürk yaptırmıştır.

Bunca iftiraya, çarpıtma beyanlara, yüksek mevkilere gelmiş devşirmeler tarafından sert saldırışlara maruz kalmasına rağmen Türkçülüğün yükselişi devam ediyor ve edecektir.

Türkçülük dünya üzerindeki bütün Türklerin tek devlet altında birleşmesi ve devşirme döküntülerinin yüksek mevkilere geçmemesi ülküsüdür. Türkçüler, Türkleri 'her yönüyle' bütün milletlerden üstün kılma ülküsünü güder ve bu uğurda yüksek bir fedakarlıkla çalışırlar. Türkçülerin kendilerini diğer milletlerden üstün görmesi de bazı hainlerin sıkça kullanmaya çalıştığı bir şeydir. Evet, Türkçüler kendilerini diğer milletlerden üstün görürler çünkü bilirler ki milletleri yükselten şeyler milli ve insani asil hareketleridir. Türkler bu asil hareketleri, eşi benzeri görülmemiş fedakarlıkları tarihlerinde birçok kere gerçekleştirmiştir. Kür Şad'ın o zaman Çin esareti altında bulunan Türkleri kurtarmak adına 40 çerisiyle Çin sarayını basması yüzlerce Çinli askeri öldürdükten sonra çarpışarak canını vermesi ve bunun üzerine korkuya kapılan Çin'in esareti altındaki bütün Türkleri serbest bırakması bu eşsiz fedakarlığın sonucudur.

Türkçülüğün değişmez 2 kaidesi; ırkçılığı ve Turancılığıdır.

Türk ırkçılığı sanılanın aksine, bir milli savunma vasıtasıdır, acı tecrübelerden doğmuş bir korunma tedbiridir. Biz; Balkan savaşında Arnavutlar'ın, 1. Dünya savaşında Araplar'ın, Kurtuluş Savaşında çerkezlerin ve sonrasında kürtlerin topyekûn Türklüğe ihanet ettiğini tecrübe ettiğimiz için ırkçıyız. Bunun altında bir Alman nazizmi, İtalyan faşizmi aranmamalıdır. Irkçılık aynı zamanda bir sağlık koruma meselesidir. Karışmak daima üstün tarafın aleyhine olduğundan üstün bir ırk olan Türk ırkı aşağı ırklarla karıştığı zaman ortaya çıkan melezlerde Türk'ün bazı üstün vasıfları kaybolmakta, aşağı ırkın iptidai vasıflarından bazıları onun yerini tutmaktadır. Bu bilimsel bir gerçektir. Irkçılık en nihayet bir tarihi şuur meselesidir. En eski Türk devletlerinden başlayarak cumhuriyet devrinin günümüze kadarki diliminde gördüğümüz binlerce örnek, devlette yüksek mevkilere geçirilen  devşirmelerin ihanetlerini göstermektedir.

Turan ise en büyük ülkümüzdür. Turancılık da sanılanın aksine Moğol, Kore, Fin ve Macarlarla birleşmek ülküsü değildir. Hiçbir Türkçü bunu böyle görmemektedir. Turancılık, bütün Türkleri tek bir devlet altında toplama ülküsüdür. Turancılık ülküsünü hayal olarak görmek yanlıştır. En azından komünizmden daha olası ve gerçekçi bir fikirdir çünkü tarihte birkaç defa gerçek olmuştur. Tarihte gerçek olan şeyler gelecekte de gerçek olabilir. Birgün bütün Türkler tekrar birleşecektir.

Bunun aksine Amerika'ya alternatif bir düşman yaratmak isteyen ve savaşlar sayesinde servetlerini katlayan Amerikalı bankerler ve büyük şirket sahipleri komünizmi bir ülke üzerinde denemek istemiş ve ortaya sözde anti-emperyalist devrim olarak Kızıl Devrim'i çıkarmıştır. Deyimi yerindeyse Amerikalı emperyalistler tarafından laboratuvar ortamında üretilen bu sözde devrim milyonlarca insanın ölmesine, savaşlar yüzünden oluşan kıtlık ile insanları yamyamlaştırarak birbirlerini yemelerine neden olmuş ve ancak 70 yıl kadar dayanabilmiş sonunda da çökmüştür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

adı yok

Sevenin nazarında sebepsiz bir şey yoktur Söz gelimi, savaşlar bitiyorsa bir yerlerde Bir sevilenin gülümsemesinin kelebek etkisidir Kanımca...