23 Nisan 2024 Salı

kaçmak

Daha önce çok kere yazdığım ve söylediğim ve daha çok kere de düşündüğüm gibi içimde tükenmek bilmez bir gitmek arzusu var. Şöyle yazmıştım bir sefer "bugüne kadar nereye gideceğimi bilmiyorum sanıyordum, gidecek yerim yokmuş". İşten çıkmış, içgüdüsel bir alışkanlıkla otobüs durağına gidiyordum. Üst geçitten geçerken içimde bir sıkıntının olduğunu ve eve gitmek istemediğimi fark ettim. Tam ortasında durup üst geçidin nereye gitmek istediğimi düşünmeye çalıştım ama bir türlü zihnimde somut bir yer belirmiyordu. Önceleri böyle durumlarda bir mezarlığa gider, saatlerce dolaşır ya da kayıtsızca bir bankta oturur hiçbir şey yapmadan etrafı izler ve günün sonunda arınmış olarak çıkıp eve giderdim. Ancak onu yapmak da gelmedi içimden. Sonra bir şimşek çakar gibi yukarıda yazdığım söz belirdi zihnimde: "Gidecek yerim yokmuş." Sanki bir hataydım da tesadüfen var olmuştum. Bu dünya üzerinde ait olduğum hiçbir yer yoktu sanki, böyle hissediyordum. Arafta kalmıştım yahut bir kara delik tarafından yutulmuş da sonsuz boşlukta oradan oraya savruluyordum, öyle hissediyordum. Bir aralık da masallardan bozma bir Akdeniz köyünde inzivaya çekilmek, herkesten uzak, beni kimsenin tanımadığı bir yerde izole bir hayat yaşamak İhtiyacım olan şeymiş gibi gelmeye başlamıştı. Ne kadar da çocukça ve bir o kadar da gülünç şimdi her şey. Evet itiraf ediyorum şimdi kendime; Bu yeryüzünde huzuru bulabileceğim tek bir kara parçası yok. Benim kaçmaya çalıştığım şey kendimden başka bir şey değil. Bütün başarısızlığıyla, yenilmişliğiyle, zayıflığıyla, acizliğiyle kendimden kaçmaya çalışıyorum ben. Eğer yüreğimi söküp atamıyorsam dünyanın hangi toprağı kabul eder ki beni? Kafamı yastığa koyup kendimle baş başa kaldığımda tekrardan yüzüme yüzüme çarpmayacak mıyım sanki kendimin? Sepya bir perde inmiş gibi gözüme böylesine soluk ve hüzünlü görünüyorsa her şey, problemin mekansal olmadığını kabul etmek erdemliliğini göstermem gerekmez mi? Evet, baktığım herkes elinde kalbimi yansıtan bir ayna tutuyormuş gibi hüzünlü görünüyor gözüme. Tumturaklı cümleler kurmak istemiyorum aksine keşke bir ortaokul çocuğunun kompozisyon ödevi kadar yalın bir dille anlatabilsem hislerimi. Ben gitmek değil, kaçmak istiyorum. Ne -sanki ben aylarca düşünmemişim gibi- insanların bana âdeta yaşamın sırrını bulmuşlar edasıyla verdikleri akılların aptallığından, ne de dostlarımın anlayışsızlığından, goygoyculuğundan değil; ben kendimden kaçmak istiyorum. Kavgam, psikolojik hastalıkların sebebinin vücuttaki eksik birkaç hormon olduğunu söyleyenler gibi eksik birkaç hormonla belki ya da bana göre yaradılışımdan gelen hatalarla. Kırık kalp sendromuyla belki ya da Freudvari bir dille kırılmış bir egoyla. Şimdi mesele ayakta kalabilmek için strateji kurmakta.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

adı yok

Sevenin nazarında sebepsiz bir şey yoktur Söz gelimi, savaşlar bitiyorsa bir yerlerde Bir sevilenin gülümsemesinin kelebek etkisidir Kanımca...