Hata yaptım ve utandım
Utandım ve sustum
Sustum ve yalnız kaldım
Yalnız kaldım ve kızdım
Kızdım ve hata yaptım
Hata yaptım ve utandım
Utandım ve sustum
Böylece devam etti
En sonunda susmaktan
Konuşmayı da unuttum
Şimdi dilsiz ve kusursuzum
içinde onca insan, içinde dünya... soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum ve bilmeyen sonsuzluk nedir, haklı olan kim bu kargaşada?"
Hata yaptım ve utandım
Utandım ve sustum
Sustum ve yalnız kaldım
Yalnız kaldım ve kızdım
Kızdım ve hata yaptım
Hata yaptım ve utandım
Utandım ve sustum
Böylece devam etti
En sonunda susmaktan
Konuşmayı da unuttum
Şimdi dilsiz ve kusursuzum
Sen ölürsen...
Güneş Doğu'dan doğar
Kışın bembeyaz bir kar yağar
16:45 vapuru 16:45'te kalkar
Ve daha bir sürü gariplik olur
Sen ölürsen
Körler hiçbir şey görmez olurlar sen ölürsen
Sağırlar bir anda duymaz olurlar
Kırmızı ışık yanarsa aniden
Arabalar da aniden dururlar
Bahar çiçekleri baharda açar
Yaz meyveleri yazın pazara gelir
Savaşlar ve diğer kötülükler son bulmaz
Annem her bayram mezara gelir
Ve nitekim sen ölürsen
Kayan bir yıldız sonrası tutulan hiçbir dileğin anlamı kalmaz
Ve yıldız kaymaz artık benim için
Ölüm bütün şatafatını, cazibesini kaybeder
Zira ölüm de ölmüştür ölümlülerin en ölümsüzüyle
Solar renkler, sepya bir perde iner gözlerime
Bencilce bir istek olacak ama
Lütfen
Lütfen benden önce ölme
Bir bıkkınlık var üzerimde
Huzursuzluğun tam ortasında
Ve 25 yaşında
Uykuyu kıyısından köşesinden tutamadığım bir gecede
Rotasız yürümelerimin kahrını çeken topuklarımdan
Bütün iç çekmelerimin sebeplerini kustuğum ağaç diplerinden
Artık geriye dönüp düzeltme imkanı bulamadığım pişmanlıklarımdan
Başımı belaya sokup duran dik başlılığımdan
Çok istediğim halde asla sarılma samimiyetini ve cesaretini bulamadığım annemden
Geç kaldığım herkesten ve her şeyden
Özür diliyorum...
Sevenin nazarında sebepsiz bir şey yoktur Söz gelimi, savaşlar bitiyorsa bir yerlerde Bir sevilenin gülümsemesinin kelebek etkisidir Kanımca...