Saatler, günler boyunca yüzümü duvara dönerek durmak istiyorum. Soluk alıp veren herhangi bir şeyle göz göze geldiğimde utanıyorum, sıkılıyorum, ezilip büzülüyorum. Yerin dibine giresim geliyor. O an yer yarılsa da beni içine alsa sonra tekrar üzerime kapansa diyorum. Üzerime kapansa ve sakınsa beni gözlerden.
Dünyanın bütün ayıplarını işlemiş, bütün günahlarını yüklenmiş de altında ezilmiş gibiyim. Kendimden başka kimseye karşı bir kusurum olmadığı hâlde bir kürek mahkumunun acizliği içindeyim. Tek bir hücremde dahi gücün nebzesini hissetmiyorum. Direnmek için en ufak bir çaba göstermekten çok uzak ve isteksizim.
Anlaşılmak istiyorum hiçbir şey anlatmadan. İnanmak istiyorum gözlerim kapalı. Kendini tekrar eden istikrarlı bir huzursuzluğun pençesindeyim. Bileklerinde kağıt kesikleri, cebinde intihar mektubuyla dolaşan herkesim. Gölgesinde kimsenin serinlemediği yapraksız bir ağacın yalnızlığına bile ağlayabilirim. Hayırsız oğullarından umudunu kesmeyen gün görmemiş anneden daha üzücü bir şeyin olmadığına inanıyorum bu hayatta. Kurumuş bir nehire inatla olta sallıyorum. Oltayı her salladığımda "Tanrım! Bir işaret!" diye bağırıyorum. Güç gösterisinin dans edilerek yapıldığı ütopik bir dünya tasarlıyorum. Çelişkiler içindeyim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder